“BU ATAMALARIN BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK? SORUMLULUK EN TEPEDEN BAŞLAR!” Azerbaycan Halk Parlamentosu Millet Vekili Teymur Eminbeyli’den Açıklama: Azerbaycan’da artık mesele sadece bazı yöneticiler hakkında ortaya atılan iddialar değildir. Bugün tartışılması gereken asıl konu, bu isimlerin devletin en kritik makamlarına kim tarafından ve hangi kriterlerle getirildiğidir. İlham Aliyev tarafından yapılan atamalar, yalnızca idari bir […]
“BU ATAMALARIN BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK? SORUMLULUK EN TEPEDEN BAŞLAR!”
Azerbaycan Halk Parlamentosu Millet Vekili Teymur Eminbeyli’den Açıklama:
Azerbaycan’da artık mesele sadece bazı yöneticiler hakkında ortaya atılan iddialar değildir. Bugün tartışılması gereken asıl konu, bu isimlerin devletin en kritik makamlarına kim tarafından ve hangi kriterlerle getirildiğidir.
İlham Aliyev tarafından yapılan atamalar, yalnızca idari bir tercih değil; doğrudan siyasi sorumluluk doğuran kararlardır. Bu nedenle bugün yürütmenin en üst kademesinde yaşanan her tartışma, aynı zamanda bu tercihlerin hesabını da gündeme getirir.
Özellikle Ali Asadov’un başbakanlık makamına getirilmesi, bugün ortaya çıkan tablo ışığında ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Çünkü başbakanlık, sıradan bir görev değil; devletin yönetim kapasitesini ve itibarını doğrudan belirleyen en kritik pozisyonlardan biridir.
Açık ve net ifade ediyorum:
Eğer bu makamda bulunan bir isim hakkında toplumda bu kadar yoğun ve ciddi iddialar konuşuluyorsa, artık mesele bireysel olmaktan çıkmıştır. Bu, doğrudan atama iradesinin sorumluluğudur.
Devlet yönetimi, kişisel sadakat ilişkileri üzerine kurulamaz. Kurulursa, ortaya çıkan yapı devlet değil; dar bir güç çevresinin kontrol ettiği kırılgan bir sistem olur.
Bugün Azerbaycan halkı şunu soruyor:
Bu atamalar hangi ölçütlere göre yapılıyor?
Bu tercihlerde liyakat mı belirleyici, yoksa siyasi yakınlık mı?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, devlet yönetimine olan güven zedelenecek, kurumların itibarı aşınacaktır.
İlham Aliyev tarafından ortaya konan yönetim anlayışı, ancak en üst düzey atamalarda da aynı titizlik gösterilirse anlam kazanır. Aksi halde, söylem ile gerçeklik arasındaki uçurum daha da derinleşir.
Buradan açık çağrımdır:
Bu atamaların gerekçeleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Üst düzey yöneticilerle ilgili iddialar bağımsız şekilde araştırılmalı ve sonuçları şeffaf biçimde paylaşılmalıdır.
Çünkü devlet yönetiminde sorumluluk aşağıdan yukarıya değil, yukarıdan aşağıya işler.
Son sözüm şudur:
Eğer bir ülkede en kritik atamalar tartışma konusu haline gelmişse, artık sorun kişiler değil; o sistemi kuran iradedir.
Ve o irade, bugün kamuoyuna karşı açık bir şekilde hesap vermek zorundadır.