Yazar: İsa Sadıqov – AZXP Millet Vekili 21 Mayıs Bir Yas ve Hafıza Günüdür 19.yüzyılın en uzun ve en ağır çatışmalarından biri olarak tarihe geçen Kafkas Savaşı, yalnızca askeri bir mücadele değil; aynı zamanda halkların kaderini değiştiren büyük bir insanlık trajedisiydi. Yaklaşık bir asır boyunca süren savaş, Kafkas halklarının bağımsızlıklarını, kültürlerini ve ata yurtlarını koruma […]
Yazar: İsa Sadıqov – AZXP Millet Vekili
21 Mayıs Bir Yas ve Hafıza Günüdür
19.yüzyılın en uzun ve en ağır çatışmalarından biri olarak tarihe geçen Kafkas Savaşı, yalnızca askeri bir mücadele değil; aynı zamanda halkların kaderini değiştiren büyük bir insanlık trajedisiydi. Yaklaşık bir asır boyunca süren savaş, Kafkas halklarının bağımsızlıklarını, kültürlerini ve ata yurtlarını koruma mücadelesiyle Rus İmparatorluğu’nun yayılmacı politikalarını karşı karşıya getirdi. Bu süreçten en ağır şekilde etkilenen halklardan biri ise Çerkesler oldu.
21 Mayıs 1864 tarihi, Rus İmparatorluğu açısından savaşın sona erdiği gün olarak kayda geçerken, Çerkes halkı için ise tarih boyunca unutulmayacak büyük bir felaketin simgesi haline geldi. Kbaada bölgesinde gerçekleştirilen askeri tören, bir imparatorluğun zaferini ilan ederken; aynı anda binlerce insanın vatanından koparılışının başlangıcını temsil ediyordu.
Savaşın ardından başlayan büyük sürgün süreci, tarihe “Muhacir Hareketi” olarak geçti. Yüz binlerce Çerkes, yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda bırakıldı. İnsanlar açlık, hastalık, ağır doğa koşulları ve tehlikeli deniz yolculukları nedeniyle yaşamlarını kaybetti. Nice aileler parçalandı, köyler boşaldı ve bir halk kendi anayurdundan uzak diyarlara savruldu.
Bugün Türkiye başta olmak üzere Ürdün, Suriye ve dünyanın birçok farklı ülkesinde yaşayan milyonlarca Çerkes, atalarının kültürünü, dilini ve tarihini yaşatmaya devam ediyor. Diasporada büyüyen nesiller, yaşanan trajediyi unutturmamak adına her yıl 21 Mayıs’ta anma törenleri düzenliyor, kaybedilen hayatları ve sürgünün bıraktığı derin yaraları anıyor.
Tarihsel değerlendirmeler konusunda farklı görüşler bulunsa da, yaşanan acının büyüklüğü inkâr edilemez bir gerçektir. Çerkes toplumunun önemli bir bölümü ve birçok araştırmacı, bu olayları bir halkın sistematik şekilde yerinden edilmesi ve yok oluş süreci olarak değerlendirmektedir. Tarihçiler belgeleri incelemeye devam etse de, geride kalan insan hikâyeleri ve toplumsal yıkım, bu trajedinin insanlık tarihinde derin bir iz bıraktığını göstermektedir.
21 Mayıs yalnızca geçmişi anma günü değildir. Aynı zamanda tarihi hafızayı koruma, halkların yaşadığı acılardan ders çıkarma ve geleceğe barış mesajı verme günüdür. Çünkü tarih unutulduğunda değil, hatırlandığında insanlığa rehber olur.
Çerkes halkının yaşadığı trajedi, bize savaşların yalnızca toprakları değil; halkların ruhunu, kültürünü ve geleceğini de yaraladığını göstermektedir. Bu nedenle geçmişin acılarını anlamak, insanlığın ortak vicdanı açısından büyük önem taşımaktadır.
Bugün, dünyanın dört bir yanında yaşayan Çerkes kardeşlerimizin yasını ve acısını saygıyla paylaşıyor; hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle anıyoruz.