Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Kan, İran’da son dönemde yaşanan gelişmeler ve Güney Azerbaycan bölgesinde hayatını kaybeden Türk kökenli sivillerle ilgili yaptığı değerlendirmede, Ortadoğu’da yaşanan birçok kriz gibi bu sürecin de bölge dışı müdahalelerden bağımsız ele alınamayacağını söyledi. Prof. Dr. Murat Kan, özellikle Ortadoğu’da son yıllarda artan etnik, mezhepsel ve toplumsal […]
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Kan, İran’da son dönemde yaşanan gelişmeler ve Güney Azerbaycan bölgesinde hayatını kaybeden Türk kökenli sivillerle ilgili yaptığı değerlendirmede, Ortadoğu’da yaşanan birçok kriz gibi bu sürecin de bölge dışı müdahalelerden bağımsız ele alınamayacağını söyledi.
Prof. Dr. Murat Kan, özellikle Ortadoğu’da son yıllarda artan etnik, mezhepsel ve toplumsal gerilimlerin, bölge halklarının doğal dinamiklerinden ziyade dış kaynaklı stratejik yönlendirmelerin sonucu olduğuna dikkat çekti. Kan, İsrail merkezli güvenlik ve istihbarat çevrelerinin, bölge ülkeleri arasındaki kırılganlıkları derinleştiren politikalar izlediğine yönelik uluslararası analizlere işaret ederek, yaşananların münferit değil, uzun vadeli bir istikrarsızlaştırma sürecinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Güney Azerbaycan’da meydana gelen olaylarda Türk soydaşlarımızın hayatını kaybetmiş olmasının, insan hakları ve yaşam hakkı açısından son derece ciddi bir tablo ortaya koyduğunu belirten Kan, bu tür kriz ortamlarının çoğu zaman dış müdahalelere zemin hazırladığını ve etnik fay hatlarını bilinçli biçimde harekete geçirdiğini söyledi.
Ortadoğu’da Irak, Suriye ve Filistin örneklerinin bu duruma açık göstergeler sunduğunu belirten Prof. Dr. Kan, söz konusu bölgelerde önce toplumsal ayrışmaların körüklendiğini, ardından güvenlik gerekçeleriyle sivil alanların daraltıldığını, nihayetinde ise uzun süreli istikrarsızlık ortamlarının oluştuğunu dile getirdi. Kan’a göre benzer senaryoların İran ve Güney Azerbaycan bağlamında da devreye sokulmaya çalışıldığı görülüyor.
Prof. Dr. Murat Kan, Türk milletinin tarihsel olarak bu tür dış müdahaleleri çok iyi tanıdığını belirterek, “Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan her kriz, yalnızca yerel bir mesele değil; ortak tarihimize ve ortak geleceğimize yönelik stratejik bir sınamadır” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamasında hukukun üstünlüğü ve insan hakları vurgusu da yapan Kan, sivil can kayıplarının önlenmesinin uluslararası hukukun temel ilkeleri arasında yer aldığını, etnik kimlik üzerinden yürütülen güvenlikçi politikaların ise uzun vadede daha büyük insani sorunlar doğurduğunu ifade etti. Kan, Güney Azerbaycan’da yaşanan can kayıplarının bağımsız ve tarafsız şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Türk milletine de çağrıda bulunan Prof. Dr. Murat Kan, bu süreçte duygusal tepkiler yerine tarihsel bilinç, siyasi akıl ve toplumsal dayanışmanın öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kan, “Bugün Türk milletinin ihtiyacı olan şey, ayrışma değil kenetlenmedir. Dış kaynaklı senaryoların en temel hedefi, Türk dünyasını kendi iç meseleleriyle meşgul ederek ortak refleks üretmesini engellemektir” dedi.
Kan ayrıca, Türk dünyası ülkeleri arasındaki siyasi, kültürel ve diplomatik iş birliğinin güçlendirilmesinin, bu tür dış müdahalelere karşı en etkili cevap olacağını belirtti. İnsan hakları, hukuk ve diplomasi temelinde kurulacak ortak bir duruşun, hem Güney Azerbaycan’daki Türk topluluklarının güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından hayati önemde olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Murat Kan’ın açıklamaları, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin yalnızca güvenlik perspektifiyle değil, geniş çaplı jeopolitik müdahaleler ve insan hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.